Doku ve Organ Nakli Nedir? Kimler Organ Bağışı Yapabilir?

Doku ve Organ Nakli Nedir Kimler Organ Bağışı Yapabilir

Türkiye’de 30 bin Dünya’da ise yaklaşık olarak 1 milyara yakın insanın yaşama devam etmesi için gereken sadece doku ve organ nakli. Doku ve organ nakli, tedavisi yalnızca nakil ile yapılabilecek organları veya dokuları hasar görmüş hastalara umut ışığı olmaktadır. Büyük bir tedavi gibi görünse de yukarıda da yaklaşık rakamlar belirtildiği gibi nakil için sırada bekleyen birçok hasta vardır.

Ülkemizde yıl içerisinde 1 milyon kişi başına 3 veya 3,5 kadavradan organ bağışı yapılıyor. Bu oranı Avrupa Birliği ülkeleri kıyaslamak gerekirse 15-20 arasında değişiklik gösteriyor. Buda bizim dünyada organ bağışı ortalamasında çok alt sıralarda olmamıza neden oluyor. Sadece sıralamadan ziyade yalnızca ülkemizde her yıl 6 ila 7 bin arasında kişi organ nakli beklerken hayatlarını kaybediyor ki ortalamaya bakıldığında bu hastaların yaşları oldukça düşük kalıyor.

Organ bağışının anlatılması, yaygınlaştırılması, önemimin vurgulanması tekrar tekrar ‘organ bağışı hayat kurtarır’ sloganının herkesçe benimsenmesi açısından oldukça önem arz ediyor. Bu yazımızda sizlere organ bağışı ile gerçekleşen organ nakli ile ilgili önemli birkaç sorunun cevabını vereceğiz.

Organ Bağışı Nedir?

Kişinin hayatta iken, hür iradesi ve tam akli iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra organlarının veya dokuların tamamı veya bir kısmını başka hastaların tedavisi ya da teşhis ve bilimsel amaçlar için bağışlayabilir. Buna doku ve organ nakli denir. Kişi bağış isteğini yazılı bir şekilde vasiyet etmelidir.

Kişi aksini belirtmemiş fakat bağış içinde yazılı bir onay bırakmamışsa sırası ile önce eşi, 18 yaş ya da üzerinde olan çocukları, anne, baba, kardeşlerinin veya yanında bulunan herhangi yakının onayı ile ölen kişiden organ veya doku alınabilir.

Bağış yapabilecek kişilerin 18 yaşını tamamlamış olması ve tam akli iradeye sahip olması gerekir. Doktor tarafından hayatta olan kişiye nakil ile ilgili gerekli riskler veya yaşanabilecek durumlar anlatıldıktan sonra kişi bağışta istekli ise nakil kişi yaşarken de yapılabilir.

Dini açıdan doku veya organları bağışlamanın hiçbir kusuru yoktur. Öyle ki Diyanet İşleri Başkanlığı 396 sayılı karar ile 06.03.1980 tarihinde organ naklinin caiz olduğu kararını açıklamıştır.

Hangi organlar bağışlanabilir? Yaşarken bağışlanabilecek organlar nelerdir? Okumak için Tıklayın.

Kimler Organ Bağışında Bulunabilir?

Yukarıda da belirtildiği gibi öncelikle kişi 18 yaşını tamamlamış ve akli dengesinin yerinde olması gerekir. Bu koşulları sağlayan herkes doku ve organ bağış belgesi alarak doldurabilir.

Organ bağışı isteği olan kişi mutlaka yakın çevresine durumu bildirmelidir. Çünkü beyin ölümü gerçekleştikten sonra eğer bağış belgesi beyan edilmezse bağış konusunda karar verilmesi yakınlarınızdan istenecektir.

Organ bağışına karar verdiniz ve formu doldurup yakın çevrenize bildirdiniz. Fakat daha sonra vazgeçtiniz. Formu imha etmeniz ve yakın çevrenize bağışta bulunmak istemediğinizi söylemeniz yeterli olacaktır.

Beyin Ölümü Nedir?

Beyin ölümün tespiti doku ve organ nakli için oldukça önemlidir. Bu sebeple beyin ölümün gerçekleşmesi, tutanağı ve diğer durumlardan farkını açıklamak istedik.

Beyin ölümü koma halleri veya bitkisel hayat ile karıştırılmamalıdır. Koma hallerinde her ne kadar bilinç kapalı olsa da beyin fonksiyonlarını yerine getirir ve ölüm söz konusu değildir. Beyin ölümünde ise beyin solunum fonksiyonları ile birlikte tüm fonksiyonları durdurur. Bu durumda ölüme dair hiçbir kuşku kalmaz. Ülkemizde beyin ölümü tanısını koymak için 4 farklı daldan oluşan kurul oluşturulmuştur. Bu kurulda nöroloji, anestezi, kardiyoloji ve nöroşirurji hekimleri bulunur. Beyin ölümü tanısı konduktan sonra dönüşü yoktur.

Kalbin çalışıyor olması veya durmuş olmasının ölüm ile beyin kadar bağlantısı yoktur. Öyle ki ameliyatlarında saatlerce kalp durdurularak tedavi yapılır. Kalbin tamamen durduğunu farz ettiğimizde bile ölüm hemen gerçekleşmez. Kalbin durması ile birlikte vücutta kan akışı durmuş olur ve beyine kan gitmez. Beyine kan akışı olmayarak beyinin fonksiyonlarını kaybetmesi yine ölüm gerçekleşmiş olur. Bazen medyada ölüm kararlarının nakil için bilerek yanlış verildiğine, ölüm kararı verildikten sonra veya nakil imzası alındıktan sonra yaşam bulguları gösteren kişilerden bahsediliyor. Belirtmek gerekir ölüm kararını vermekle yükümlü olan doktorlar nakil birimlerinde çalışamazlar ve yukarıda bahsedildiği gibi bir durum henüz tıp literatürüne geçmemiştir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*